Menü Kapat

Şu Ana Varmak Çok Mu Zor?

Yakın bir zamanda hiç bir çocukla vakit geçirdin mi? Ya da belki kendi çocukluğundan hatırlayabilirsin, çocuklar günlerinin çoğunu yaşadıkları anın içinde, o anda olana odaklanmış bir şekilde geçirirler. Zihinlerinde birkaç gün önce olan şeyleri ya da zamanı gelmedikçe bir ay sonra yapacakları şeyleri pek düşünmezler. Özellikle oyun oynarlarken sanki zaman durur, başka bir boyut açılır ve oyun orada tüm yaratıcılığı ve sonsuzluğu ile devam eder.

Peki yıllar içinde ne oluyor da biz yetişkinler günün çoğunu böyle bir zihin hali ile deneyimlemiyoruz?

Yıllar senden hiçbir şey alıp götürmedi!

Yıllar senden hiçbir şey alıp götürmedi. Ama sana bir sürü şey ekledi. Ailenden, toplumdan edindiğin ya da yaşadığın deneyimler sonucunda bizzat kendi kendine yüklediğin yargılar, kısıtlayıcı inanç kalıpları, hayatta kalmak için tasarlanmış stratejiler…

Zihnimiz sürekli düşünceler üretiyor. Geçmişi gözden geçiriyor, gelecek planları yapıyor. Anın içinde gerçekleşen şeylere karşı alışkanlıklarından yola çıkarak yargılar üretiyor. Bir davranışta bulunmadan önce inanç kalıplarına danışıyor.

Karanlık ve yağmurlu bir günde uçağa bindin mi? Uçak havalandıktan bir süre sonra tüm karanlık bulutlar, yağmur ve fırtına aşağıda kalır. Sen bulutların üzerinde, masmavi bir gökyüzünün ve güneşin keyfini çıkarırsın. İşte, anda var olmaktan başka bir şey bilmeyen yaratıcı çocuk zihnin de tıpkı masmavi gökyüzü ve güneş gibi tüm bu gürültünün ardında seni bekliyor, bekliyor, bekliyor, bekliyor… Gürültü, kakafoni biraz dinsin ve sıra ona gelsin.

Zaman dursun ve oyun başlasın!

Zihnimizin bu alışkanlıkları kötü bir şey mi? Hayır. Aslında zihnimiz bizi hayatta tutmak ve acıdan kaçmak istiyor, tek derdi bu. Günün bazı anlarında zihnimizin yöntemlerinden faydalanmak kuşkusuz işimizi kolaylaştırır ancak bunu günün büyük bir kısmına yaydığımızda yaşam sıkıcı, zevksiz, ağır ve anlamsız gelmeye başlar. Peki zamandan özgürleşip anda var olan yaratıcı çocuk zihnimiz ile nasıl temas kurabiliriz?

Beden ile iletişime geç

Zihinden bahsederken beden de nerden çıktı şimdi? Çünkü beden her zaman şimdidedir. Zihnin bir maymun gibi daldan dala atlamaya başladığında şimdiki zamana geri dönmek için bedenine odaklanabilirsin.
Hareketlerinin farkına vararak ayağa kalk, gerin, dans et ya da sadece oturduğun yerde bedenini fark etmeye başla. Bedeninde ne gibi hisler var? Bunu her fırsat bulduğunda bir iki dakikalığına da olsa yapman zihnine bedeninin varlığını hatırlatacaktır.

Nefes al

Zaten nefes alıyorsun. Nefes al da ne demek? Bedenimizde sürekli olarak ve aynı anda hem istemli hem de istemsiz şekilde gerçekleştirilebilen tek bir şey vardır: nefes almak ve vermek! Nefeste zihin ve beden doğallıkla ve kolayca bir araya gelir. Nefesine odaklanacağın ve onu sakince gözlemleyerek derinleştirip yavaşlatacağın dakikalar zihnine her şeyin yolunda olduğu mesajını verir. Zihin aktiviten durulmaya ve anın güzellikleri önünde açılmaya başlar. Dik bir şekilde otur ve tüm dikkatini nefesine ver. Dikkatini dağıtan bir şey fark ettiğinde yeniden sakince nefesine geri dön. Bunu vakit buldukça ihtiyacın olduğu kadar yapabilirsin.

Bu yöntemleri günlük yaşamının bir parçası haline getirdikçe günün büyük bir kısmını masmavi gökyüzü ve güneşin olduğu, anın içinde olanı olduğu gibi yaşayan yaratıcı çocuk zihni ile geçirmeye başlarsın. Haydi şu an başla! Çünkü her şeyin gerçekleştiği tek yer şu andır. Ve unutma, bu bir yolculuk. Her şey bir anda istediğin gibi olmayabilir. Sen yola devam ettikçe şu ana varmak gitgide kolaylaşacaktır.

Kendin olarak var olmanın keyfini çıkarman dileğiyle,

Sevgiler,

Cansu

Yaşamsuyu Bülten’e katılmak için tıkla!

6 Comments

  1. Emel

    Cansu’cuğum blok da ilk paylaşın sanırım, bir nefeste okudum geri dönüp anı yaşayarak sindire sindire tekrarladım.Bu günlerde çok yoğunum kendime getirdin, ikiz torunlarım 20 günlük, masumiyet karşısında günlerdir sarhoşum ve senin yazdıklarınla heyecanım arttı. Biliyormusun, bebeklerimizin yarınların da olmak için yenilenmem gerekir derken SEN geldin, mucize gerçekleşiyor dedim ve nefes de anı yakaladım, dün çok önemseyip üzüldüklerimi çocuk kalıp bebeklerle büyümek için çöpe atmaya başladım. Hayallerim zenginleşti mesela torunlarımla kumda hayvan figürlerini oynarken buluyorum kendimi ve başka bir mutluyum. Şimdiki Emel hemen mutsuzluk salgılıyor”ya çocuklara yetişemezsem… “gibi sonsuza karışmayı hatırlatıyor.,işte o an senin dediklerini yapmalıyım:derin yavaşşş bir nefes ve zihin beden buluşması gerçekleştirmeliyim, diyorum. Teşekkürler CANSUYU

    • cansuozkan

      Paylaştıkların için çok teşekkür ederim Emel Teyze! Çok mutlu oldum, ilham almak ilham vermek ne güzel. Torunlarınla birlikte sağlıklı, anda, akışta, keyifli, coşkulu bir yaşam dilerim <3 <3 <3

  2. uso

    Uçağa binmeyi hiç ama hiç sevmiyorum. Özellikle kalkış anından stabil bir uçuş yüksekliğine gelene kadar çok korkuyorum. Korkunun enteresan bir fonksiyonu var, daha çok kendime odaklanıyorum; o ana kadar nasıl yaşadım, neler çok iyiydi, neler yarım kaldı gibi. Aslında varoluşa dair birçok şey zihnimden hızlıca geçiyor. Fakat huzur buluyorum denemez. İçimdeki çocukla konuşmak için daha güvende hissettiğim bir yere ihtiyacım var diyebilirim. Yazı için teşekkürler!

  3. Cansu Özkan

    Ben de yorumların için teşekkür ederim<3
    Korku ve stres beyin dalgalarımızı yükseltip zihnimizin çok hızlı çalışmasını sağlıyor! Tabi huzur için bu dalgaların biraz düşmesi gerekir. Kapıya gidip uçağa binmeyi beklediğin süre boyunca nefesin ve bedeninle bağlantı kurmak işine yarayabilir<3

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir