Menü Kapat

Vejetaryen Olmak – Nasıl Vejetaryen Oldum?

Vejetaryen olmak ya da olmamak hakkında hiçbir şey bilmediğim, yıllar yıllar önce bir bayram zamanıydı. Bir gün evden çıktığımda evimizin hemen yanında, siteye ait çimenlik alanda bir ağaca bağlanmış bir kuzu görmüştüm! Herhalde 4 yaşındaydım. İnanamıyordum! Bu, şu ana kadar gördüğüm en şahane şeylerden biriydi! Yazlıkta olduğumuzdan günün çoğunda dışarıdaydık ve ben de dışarıda olduğum her anı kuzunun yanında onunla oynayarak geçiriyordum.

Bir gün öğle vakti yine kuzunun yanına gidecekken bazı büyüklerin kuzunun yanında toplamış olduklarını gördüm. Kuzuyu inceliyorlar, bir şeyler konuşuyorlar arada kuzunun ipiyle falan oynuyorlardı. Ben sokaktan onları izlemeye başlamıştım. Bir an önce gitmelerini ve kuzuyla tekrar oynamayı istiyordum. Bu sırada benden üç dört yaş büyük olan bir çocuk yanıma geldi ve kulağıma şöyle dedi:

“Bence o kuzuyla çok oynayıp kendini alıştırma çünkü onu birazdan götürüp kesecekler!”

Birden müthiş bir korku ve dehşet duygusu içimi sardı! Tabi ki buna inanmayacaktım. Belki ben inanmazsam gerçek de olmazdı.

“Hayır! Kesmeyecekler!”

Çocuk “İstersen inanma,” dedi ve yanımdan ayrıldı. Zihnim çok hızlı çalışmaya başlamıştı. Büyükler de kuzunun yanından ayrılıp ilerlemeye başlamışlardı. Hemen yanına gidip kuzuyu çözebilir miyim acaba diye ipini kurcalamaya başladım ama çok sıkıydı. Bu sırada büyükler geri döndü, ailem de beni kuzunun yanında görünce eve çağırdılar. Ya şimdi bir şey yapmalıydım ya da her şey berbat olacaktı! Yavaşça kuzunun kulağına eğilip ona onu keseceklerini ve ipi çözdükleri an buradan kaçması gerektiğini söyledim.

Hayvanlar kelimelerimizi anlamayabilir ancak oluş halimizi, enerjimizi ve yaydığımız hisleri kesinlikle hissederler. Kuzunun kaçamadığını ama elinden geleni yaptığını biliyorum; çünkü akşam evde kuzunun çok huysuzlaştığını ve kaçmaya çalıştığını duymuştum. O zamana kadar dünyanın en uysal varlığı olan kuzu ben oradan ayrıldığım anda dünyanın en huysuz varlığına dönüşmüştü.

O bayram ve onu takip eden bir süre daha et yemek istemediğimi hatırlıyorum ama daha sonra ben de herkese ayak uydurmuştum. Ve bu yaşadığımı tamamen unutmuştum! Yıllar yıllar sonra bir gün artık et yemek istemediğimi fark edene kadar.

Vejetaryen Beslenme

4 yıl önce vejetaryen beslenmeye başladım. Bu benim için sezgisel bir karardı. Kararımı aldıktan sonra nasıl yapabileceğimi araştırmaya koyuldum ve başladığımda da kendime keskin sınırlar koymadım. Eğer olur da canım isterse et yiyecektim. Hala da keskin sınırlarım yok, bu da kendimi özgür hissetmeme, bunu bir yasak ya da kısıtlama olarak görmememe ve içimden ne geliyorsa onu yememe yardımcı oluyor. 

Geçirdiğim dört yıl içinde sadece bir kere et yedim. Hayvansal besinlerden balık, yumurta (bahçede otlayan tavuklardan), zaman zaman da keçi sütü, peynir ve bal tüketiyorum. Her ne kadar eti bolca tüketen ve çok seven bir kültürde yaşasak da Dünya’nın vejetaryen hatta vegan beslenmeye geçiş yaptığına ve geleceğin beslenmelerinin sirkadyen ritmimizi de dikkate alarak bunlar olacağına inanıyorum.

Peki Vejetaryen Olmak Daha Mı İyi?

Kısaca bahsetmek gerekirse sindirim sistemimiz yapısal olarak etçil ve otçulların arasında bir yerde yer alıyor. Etçillerin kısa sindirim yapısı gereği et gereğinden fazla uzun süre bedende kalmıyor. Bizim sindirim sistemimiz etçillerinkinden daha uzun olduğu için et gereğinden fazla sistemimizde kalıyor ve bu da çürümeye ve mitokondrilerde gereksiz asidik üretime sebep olabiliyor. Zaten artık doğal ortamlarında yetişmeyen hayvanlar bolca antibiyotik ve hazır yemlerle, hareket bile edemeden sadece et ve süt üretimi için sağlıksız bir şekilde, korku içinde ve stres altında büyütülüyor. Et yediğimiz çoğu zaman bedenimize sağlıksız maddeler ve stres hormonları almış oluyoruz. Öte yandan baklagiller, kuruyemişler ve koyu yeşil yapraklı bitkiler bizlere bolca protein, demir ve elektron sunuyorlar. Yani aslında çokça söylendiği gibi et yemeye o kadar da ihtiyacımız yok.

Hayvansal besinleri azaltmak sadece bedenimizin sağlığına iyi gelmekle kalmıyor. Hayvansal besinlerin üretimi; hava kirliliğinin, su kaynaklarının azalmasının, yoğun sera etkili metan gazı salınımıyla da iklim değişikliğinin en büyük tetikleyicilerinden biri. Bazı uzmanlara göre, geleceğimiz için atabileceğimiz bireysel adımlarda et ve süt ürünü tüketimini azaltmak, enerji tasarrufundan, geri dönüşümden, temiz çevre politikalarını desteklemekten çok çok daha büyük, dönüştürücü ve etkili bir adım.

Uygulamak İster Misin?

Tabi ki birden bire vejetaryen ya da bitkisel ağırlıklı beslenmeye geçiş yapmak zorunda değilsin ama hem kendi sağlığın hem de sürdürülebilirlik için haftada bir ya da birkaç gün beslenmeni bu şekilde düzenleyebilir ve kendi içinde bir keşif yolculuğuna çıkabilirsin. Vejetaryen olmak ya da bitkisel ağırlıklı beslenmeye sürekli başlamak istiyorsan tabi ki kendi araştırmalarını yapmayı, bedenini dinlemeyi ve B12 takviyesi almayı ihmal etme!

Kendin olarak var olmanın keyfini çıkarman dileğiyle,

Sevgiler,

Cansu

 

Yaşamsuyu Bülten’e katılmak için tıkla!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir